Yazı Detayı
04 Aralık 2018 - Salı 13:33
 
Postmodernist Müslümanları!
Serdar Şirin
gundemaydin
 
 

Batının akıl devriminden(!) sonra hızla gelişen kapitalizm ve onun sonucu, belki de mecburiyeti olan emperyalizm modern hayatı üretti. Modernizm uzun yıllar kendi hinterlandını oluşturmak için hızlı, stratejik ve bir o kadar sinsi planları ile başta Müslüman coğrafya olmak üzere kendi dışında ki ( belki kendi içinde bulunan muhalifler ) yapılara operasyonlar gerçekleştirildi. Bunu elinde bulunan devasa ekonomik, teknolojik ve en önemlisi medya gücü ile başardı. Modern hayat tüm ihtişamı(!) ile arzı endam etti dünyada. Afrika’nın en ücra köşesinden batının en seçkin şehirlerine kadar kabul gören bu hayat tarzı; zenginler ( batı ) için avantaj sağlarken, fakir (doğu) için tam bir zulüm çarkına dönüştü. Dünya; merkez, yarı merkez ülkeler olarak parsellendi. Ekonomik değerleri başta olmak üzere tüm varlıkları çalındı ve sömürü çarkı içinde ciddi bedeller ödediler. Bugün şanlı(!) bir tarihe sahip olduklarını iddia edenlerin tarihleri acı, kan ve gözyaşı üzerine kuruludur.

 

 

Müslüman coğrafya bu sömürü düzeni içinde en büyük ve acı bedelleri ödedi, ödemeye devam ediyor. Değil mi ki Irak, Suriye, Yemen, Afganistan, Libya, Tunus, Arakan, Doğu Türkistan ve daha nice ülkeler bedel ödemeye devam ediyor. Müslüman alemi, Batı karşısında bilimsel, ekonomik, teknolojik, siyasi vb. yenilgiler aldıkça içine kapandı, kendi arasında bölündü ve yenildi. Modern hayata karşı ciddi bir direniş ve alternatif geliştiremedi. Modern hayatın anlamını çözemeden teslim oldular fakat modernizm miadını doldurduğundan olsa gerek, Batı Post modern hayatı sahaya sürdü. Modernizmin devamı olan bu hayat tarzı göreceli olarak daha esnek bir şeyler sundu insanlığa. Müslümanların içselleştirmediği/ içselleştiremedikleri modern hayat sonrası gelen yeni akıma karşı dirençleri daha düşük ve savunmaları yok gibi. Ciddi bir entelektüel birikime sahip olan bizim cenah, postmodernizme karşı alternatif üretemedi ya da üretmedi.  

 

 

Bir insan hayatında bile çok uzun sayılmayacak on yıllar içinde meydana gelen değişimin, toplum hayatı açısında saliseleri ifade ettiğini, belki de daha küçük zaman dilimine denk geldiğini bilmek, bir Müslüman olarak beni ve bu konuda iddiası olan herkesi korkutmaktadır.  İslami hareketlerin ülke gündeminde ciddi bir yer tuttuğu 80’lerden 90’lara kadar olan kısımda oluşan Müslüman kimliğin, toplumsal zaman açısından bir göz kırpması kadar kısa bir sürede değişip dönüşmesine bir anlam vermek çok zor. Her konuda keskin ve net çizgilere sahip olan Müslümanlar, ne oldu da birden ortama uyum sağladılar. Dünyalık mal ve makam hırsı ile kazandıkları mevzileri terk ettiler. Nasıl oldu da Okçular tepesi bu kadar hızlı boşaldı. 

 

Batılı hayat tarzının evlerimize kadar girmesi bir yana zihinsel bir yenilgi ve teslimiyet söz konusu. Postmodern kültürün yereli yıkması, işgal etmesi ve Müslüman aklın bunu kabul ederek, yeni hayat tarzını benimsemesi kadar acı bir olay olamaz. Sınırları ve sorumlulukları ortadan kaldıran, kişisel haz ve hıza önem veren yeni kültürün etkisinde kalan Müslüman birey, aile ve toplum en az batılılar kadar postmodernizm içinde erimekte, değerlerini ve hassasiyetlerini kaybetmektedir. Bu, batının bize sunduğu yeni ve modernizmden daha tehlikeli durum karşısında her geçen gün erimekte ve yok olmaktayız. İnsanlık tarihi boyunca hakikatin bu kadar hızlı ortadan kalktığı ve yolundan alındığı bir zaman dilimi olmamıştır.

 

 

Neoliberal ekonomik sürecin ülkemize kazandırdığı göreceli rahatlamanın yanında, Müslüman dimağların değişim ve dönüşümü üzerindeki etkilerinin irdelenmesi ve yeni tedbirlerin alınması elzem bir durumdur. Modernizme göre daha esnek ve onun devamı durumunda postmodernizmin etkileri daha fazla hissedilmektedir. Ülkemiz özelinde yaşanan 28 Şubat postmodern(!) darbenin etkili olduğunun en büyük ispatlarından biride bugün ki durumumuzdur. Yoksa faiz, eğlence, tüketim, içki, zina vb. konularda keskin çizgilere sahip olan Müslümanların şu anki durumunu nasıl açıklarız. Yeni oluşan postmodernist Müslümanlar(!) tarihin asil çizgisini terk etmekle kalmadılar, kendi tarihlerine nefret nazarı ile baktılar, yoksa neden bu kadar hızlı teslim olsunlar. Batı bizim rakibimiz durumunda olmalı, rol modelimiz değil. Onun trenine binen hiçbir toplum başka bir istasyonda inemez. Ancak onun çizdiği menzilde ve durakta inebilir. O trenin içinde aksi yöne gitmek bu gerçeği değiştirmez.

 
Etiketler: Postmodernist, Müslümanları!,
Yorumlar
Haber Yazılımı sanalbasin.com üyesidir