Kaçak yapının bedeli sadece para cezası mı?

Yaz aylarında özellikle yazlık bölgelerde en sık karşılaşılan sorunlardan biri ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılaşmadır.

Birçok kişi bu tür aykırılıkların yalnızca belediye tarafından kesilecek para cezasıyla sonuçlanacağını düşünür. Oysa işin hukuki boyutu bununla sınırlı değildir. Bazı durumlarda süreç ceza mahkemelerinde yargılanmaya kadar uzanabilir.

Geçtiğimiz yazımızda, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bir yapının tespit edilmesiyle başlayan süreci, Yapı Tatil Tutanağı, idari para cezası ve yıkım kararları çerçevesinde ele almıştık. Bu kez ise çoğu mülk sahibinin gözden kaçırdığı ceza hukuku yönüne değinmek istiyorum.

Her ruhsata aykırılık ceza davasına neden olur mu? Cevap hayır.

Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinde düzenlenen "İmar Kirliliğine Neden Olma" suçunda kanun koyucu özellikle "yapı" değil, "bina" kavramını esas almıştır. Uygulamada en çok karıştırılan nokta da budur.

Örneğin bahçeye yapılan basit bir istinat duvarı ya da iskele ruhsata aykırı olabilir. Ancak bunlar bina niteliğinde kabul edilmediğinden çoğunlukla belediye tarafından uygulanan idari yaptırımlarla, yani para cezası ve yıkım kararıyla karşılaşılır.

Buna karşılık mevcut binaya ruhsata aykırı şekilde yeni bir kapalı alan eklenmesi veya bina niteliğinde ilave bir bölüm oluşturulması farklı değerlendirilir. Açık bir terasın kapatılarak odaya dönüştürülmesi buna örnek gösterilebilir. Böyle durumlarda Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesi kapsamında cezai sorumluluk doğabilir ve ilgili kişiler hakkında ceza davası açılabilir.

Üstelik ceza davasının açılması, belediyenin uyguladığı idari yaptırımları ortadan kaldırmaz. Aynı olay nedeniyle hem idari para cezası ve yıkım süreci hem de ceza yargılaması birlikte yürüyebilir. Kanuna göre yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı şekilde bina yapan ya da yaptıran kişiler hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Peki, bu durumda hiç çıkış yolu yok mudur?

Kanun, belirli şartların yerine getirilmesi hâlinde kişilere aykırılığı giderme imkânı da tanımaktadır. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yapılan bina, imar planına ve ruhsatına uygun hâle getirilir ya da eski hâline döndürülürse, devam eden ceza davası düşebilir. Hatta kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan bazı durumlarda dahi cezanın sonuçları ortadan kalkabilir.

Bu nedenle ruhsatsız yapılaşmayı yalnızca "para cezası" olarak değerlendirmek ciddi bir yanılgıdır. Bazı aykırılıklar adli sicili etkileyebilecek ceza yargılamalarına, dava masraflarına ve ek hukuki yükümlülüklere neden olabilir. Ayrıca mühürleme kararına rağmen inşaata devam edilmesi hâlinde "mühür bozma suçu" nedeniyle ayrı bir cezai sorumluluk da gündeme gelebilir.

Bu konunun ayrıntılarını ise bir sonraki yazımızda ele alacağız.

Unutulmamalıdır ki imar hukukunda atılacak yanlış bir adım, yalnızca belediyeyle yaşanacak bir idari süreci değil, ceza mahkemelerinde yargılanmayı da beraberinde getirebilir. Bu nedenle taşınmazınızda herhangi bir yapılaşma veya tadilat çalışmasına başlamadan önce hukuki sınırları bilmek ve gerekli izinleri almak, ileride telafisi güç sonuçlarla karşılaşmamanız açısından büyük önem taşımaktadır.

Av. Betül Demireller Güzel