Ruhsatsız veya ruhsata aykırı bir yapı nedeniyle belediyenin Yapı Tatil Tutanağı düzenlemesi ve yapıyı mühürlemesiyle mesele her zaman sona ermiyor. Önceki yazımızda, yapılan imalatın niteliğine göre Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunun da gündeme gelebileceğini ele almıştık.
Peki yapı mühürlendikten sonra inşaata devam edilirse ne olur?
Uygulamada mühürleme işlemi çoğu zaman yalnızca inşaatı durdurmaya yönelik idari bir işlem olarak görülüyor. Hatta “Mührü sökmedim, yalnızca birkaç işi tamamladım.” düşüncesiyle mühürlenen yapıda çalışmaya devam edilebiliyor. Oysa bu davranış, Türk Ceza Kanunu'nun 203. maddesinde düzenlenen mühür bozma suçunu gündeme getirebilir.
Mührün mutlaka sökülmesi mi gerekir?
Mühür bozma denildiğinde akla ilk olarak belediyenin koyduğu mührün koparılması, sökülmesi veya zarar verilmesi geliyor. Ancak kanun yalnızca mührün fiziksel olarak kaldırılmasını cezalandırmıyor. Mührün konuluş amacına aykırı hareket edilmesi de suçun oluşmasına neden olabiliyor.
Örneğin ruhsatsız veya ruhsata aykırı bir inşaat, faaliyetin durdurulması amacıyla mühürlenmişse, mühür fiziksel olarak yerinde durmasına rağmen inşaata devam edilmesi de mühür bozma suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle “Mühre hiç dokunmadım.” demek tek başına ceza sorumluluğunun doğmasını engellemez.
Her mühür bozma iddiası suç oluşturur mu?
Bir kişinin mühür bozma suçundan cezalandırılabilmesi için öncelikle ortada hukuken geçerli bir mühürleme işleminin bulunması gerekir. Mührün yetkili makam tarafından ve kanunun öngördüğü usule uygun biçimde konulmuş olması şarttır. Kişinin mühürleme işleminden haberdar olup olmadığı da ceza sorumluluğu açısından önem taşır. Ancak mühürleme tutanağının ayrıca kendisine tebliğ edilmemiş olması tek başına suçun oluşmasını engellemez. Dolayısıyla mühürleme sonrasında inşaata devam edildiğinin tespit edilmiş olması, kişinin mutlaka mahkûm olacağı anlamına gelmez. Her olay kendi şartları içerisinde değerlendirilmelidir.
Cezası nedir?
Türk Ceza Kanunu'nun 203. maddesine göre, kanun veya yetkili makamların emri uyarınca konulan mührü kaldıran veya mührün konuluş amacına aykırı hareket eden kişi hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir.
Bu nedenle ruhsatsız bir yapıyla başlayan süreç yalnızca belediyenin keseceği idari para cezası veya vereceği yıkım kararından ibaret olmayabilir. Yapılan imalatın niteliğine göre imar kirliliğine neden olma suçu; yapı mühürlendikten sonra faaliyete devam edilmesi hâlinde ise ayrıca mühür bozma suçu gündeme gelebilir.
Özellikle “Yapı benim, birkaç işi tamamlamaktan ne olur?” düşüncesi beklenenden çok daha ciddi bir hukuki sonuç doğurabilir. Çünkü belediyenin vurduğu mühür yalnızca inşaatı durduran bir işaret değildir; kamu idaresinin o faaliyetin devam etmemesi yönündeki iradesini de ifade eder.
Kısacası, mühür bozma suçu için her zaman mührün sökülmesi gerekmez. Mühür yerinde dururken mühürleme amacına aykırı şekilde faaliyete devam edilmesi de ceza soruşturmasına ve yargılamasına neden olabilir.
Bu nedenle yapı mühürlendikten sonra atılacak adımların, “Mühre dokunmadım.” düşüncesiyle değil, mühürleme işleminin hukuki sonuçları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Av. Betül Demireller Güzel