Yaz aylarının gelmesiyle birlikte özellikle yazlık bölgelerde en sık karşılaşılan sorulardan biri şu oluyor:

"Komşum pergola yaptırdı, ruhsat almadı. Ben de yaptırabilir miyim?"

Bu soruya tek kelimelik bir "evet" ya da "hayır" cevabı vermek mümkün değildir. Çünkü imar hukukunda belirleyici olan, yapılan uygulamaya verilen isim değil; o uygulamanın hukuki niteliği ve taşınmaz üzerinde meydana getirdiği etkidir.

Öncelikle "yapı" ve "bina" kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir.

İmar Kanunu'na göre yapı; karada veya suda, sürekli ya da geçici olarak inşa edilen pek çok imalatı kapsayan geniş bir kavramdır. Bina ise insanların içine girebildiği, üstü örtülü ve bağımsız olarak kullanılabilen yapılardır.

Kısacası her bina bir yapıdır; ancak her yapı bina değildir. Örneğin istinat duvarı, iskele veya temel betonu yapı niteliğinde olsa da bina olarak kabul edilmez.

Peki her yapı için yapı ruhsatı alınması gerekir mi?

Hayır.

İmar mevzuatı, basit tamir ve tadilat ile esaslı tadilat arasında önemli bir ayrım yapmaktadır. Boya, badana, sıva, doğrama değişimi, çatı onarımı, kiremit aktarılması, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri gibi işlemler ile belirli şartları taşıyan cam balkon uygulamaları, pergola, çardak, kameriye, korkuluk ve benzeri bazı uygulamalar ruhsata tabi değildir.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husus vardır.

Bir uygulamaya "pergola" denilmiş olması, onun her durumda ruhsata tabi olmadığı anlamına gelmez.

Eğer yapılan işlem yapının taşıyıcı sistemini etkiliyor, kullanım alanını artırıyor, bağımsız bölümün alanını değiştiriyor, yeni kapalı alan oluşturuyor ya da ruhsat eki mimari projede değişiklik meydana getiriyorsa, artık bu işlem basit tadilat olmaktan çıkarak esaslı tadilat kapsamında değerlendirilebilir. Böyle durumlarda belirleyici olan yapılan işin adı değil, ortaya çıkardığı hukuki sonuçtur.

Uygulamada en fazla uyuşmazlığa neden olan konuların başında ise teras kapatmaları, çatı yükseltmeleri ve pergola adı altında oluşturulan kapalı alanlar gelmektedir. Aynı isim kullanılsa bile iki farklı uygulama, hukuken tamamen farklı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle "Komşum yaptı, ben de yaptırırım. Bana da bir şey olmaz." düşüncesi doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü her taşınmazın ruhsatı, onaylı mimari projesi, bulunduğu parsel ve yapılan değişikliğin niteliği ayrı ayrı değerlendirilir.

Öte yandan 14 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile tek bağımsız bölümlü müstakil konutlarda, kanunda belirtilen şartların birlikte sağlanması halinde sökülüp takılabilir nitelikteki basit garaj örtüleri ile belirli ölçülerdeki rüzgârlık holleri ruhsata tabi olmaktan çıkarılmıştır. Ancak bu düzenleme tüm yapılar için geçerli değildir. Kanunda öngörülen şartların eksiksiz şekilde sağlanması gerekmektedir.

Sonuç olarak imar hukukunda en sık yapılan yanlışlardan biri, yapılan uygulamayı yalnızca ismine bakarak değerlendirmektir.

Oysa hukuki sonucu belirleyen; "pergola", "teras", "çardak" ya da "garaj örtüsü" gibi isimler değil, yapılan imalatın taşınmaz üzerinde meydana getirdiği değişikliktir.

Bu nedenle herhangi bir uygulamaya başlamadan önce, ileride idari yaptırımlarla veya hukuki uyuşmazlıklarla karşılaşmamak adına somut olayın uzman görüşü çerçevesinde değerlendirilmesi en doğru yaklaşım olacaktır.

Av. Betül Demireller Güzel